ÜCRETSİZ KARGO!
0 Sepetim
Sepete eklendi
    Sepetinizde 1 ürün var
    Sepetinizde 1 ürün var
    Toplam
    Alışverişi Tamamla Alışverişe Devam Et

    Sağlıklı Blog

    Yaş Gruplarına Göre Ürünün Faydasını Ne Kadar Zamanda Görebiliriz?

    Yaş Gruplarına Göre Ürünün Faydasını Ne Kadar Zamanda Görebiliriz?

    Cilt bakım ürünlerini kullanırken aklımızdaki en önemli sorulardan biri bu: Faydasını ne zaman görmeye başlarım?  

    Öncelikle anında mucize yaratan ürünlere çok da itimat etmediğinizi tahmin ediyoruz. Birkaç tane anında etki gösteren (mesela Hyalüronik asit, çay ağacı yağı, salisilik asit gibi) dışında içeriklerin etki göstermesi zaman alır. Bu da cildimizin farklı gençlikteki hücrelerden oluşan katmanlara sahip olmasından ve hücre döngüsünün yaş ile beraber yavaşlamasından ileri gelir. Mesela bir bebeğin “bebek gibi” bir cilde sahip olmasının nedeni hücre döngüsünün 10-14 gün aralığında olmasıdır. (bu nedenle peelingi öneriyoruz ki hücre döngüsü hızlansın).  

    Ürünler hakkında karara varmadan önce yaş grubunuza göre en az bir hücre döngüsünün tamamlanmasını beklemenizi öneririz. Anında beliren sivilceler de o ürünün aslında işe yaramadığını ya da size uygun olmadığını değil tam tersi yaradığını gösterebilir (altta kaynayan bir enflamasyonu daha hızlı atmanızı sağlamış olabilir bknz: purging). Bir ürünün cildinizi irite ettiğini ya da iyi gelmediğini gösteren en hızlı etki kızarıklık ve kaşıntılardır. Böyle durumlarda bile içeriğe göre karar vermek gerekir. Mesela Retinol ilk başta kızarıklık yapabilir ama iyi etkileri nedeni ile biraz daha sabretmeye değerdir.  

    Bebekler& çocuklar: 10-14 gün

    Ergenlik: 14-28 gün

    20’ler: 24-30 gün

    30’lar: 28-35 gün

    40’lar: 30-42 gün

    50 ve üzeri: 45-84 gün 

    Bu döngüyü hızlandırmak ve hücre gençliğini korumak için bol nemlendirme, C vitamini, Retinol, güçlü antioksidanlar ve AHA asitleri ya da enzim peeling öneririz. 

    Neden Cilt Bakımınıza C Vitamini Eklemelisiniz?

    Neden Cilt Bakımınıza C Vitamini Eklemelisiniz?

    Roius Naturals’ın Instagram’ını yakından takip ediyorsanız C Vitaminine olan düşkünlüğümüzü az çok biliyorsunuzdur. Neden mi bu kadar çok seviyoruz? Çünkü C Vitamini cildiniz için en değerli aktif içeriklerden biri. Aktif içerik derken ne demek istiyoruz? Yani bir ürünün içinde bulunan ve spesifik bir probleme (akne, leke, gözenek genişliği vs.) çözüm olan, etkisini laboratuvar testlerde kanıtlamış içerikler). Bunlar arasında A Vitamini (retinol ailesi), C Vitamini (l-askorbik asit ailesi), E Vitamini (tokoferol grubu), antioksidanlar, benzoyl peroxide, çinko, seramid, niasinamid, AHA ve BHA grupları en öne çıkanlar.  

    C Vitamini ise onların arasında dediğimiz gibi en sevdiğimiz çünkü tam da en çok duyduğumuz sorunlara çözüm sunuyor. Yani kırışık karşıtı, antioksidan, leke giderici, aydınlatıcı, donukluk giderici ve sıkılaştırıcı.  

    C Vitamininin Türleri ve En İyi C Vitamini Askorbil Glikosit.  

    Tabii C Vitamininin de çeşitleri var. Yukarı da yazdığımız gibi onlar bir aile (We are family, I got all my sisters with me)! Bunlardan en çok bilineni ve saf C Vitamini olarak tanımlayabileceğimiz türünün adı L-askorbik asit. Bir diğeri ve bizim en çok tercih ettiğimiz hatta danışanlara önerdiğimiz aile üyesi ise Askorbil Glikosit. Askorbil Glikosit cilde nüfuz ettiği zaman Alfa-glikozidaz isimli bir enzim bu C vitamini türevini L-askorbik asite çeviriyor. Yani hem saf C Vitaminin tüm faydalarını alıyorsunuz hem de saf C Vitaminine göre irite etme (kızarma, kaşındırma) riski çok daha az. Aynı zamanda ürün içinde çok daha az bir yüzde kullanarak saf C Vitamini etkisi yakalayabiliyorsunuz. Son olarak L-askorbik asit kullanılan ürünlerde, uzun süre rafta kaldığında ya da hava ve ışık ile sık temas ettiğinde hızla okside olabilme riski var. Yani L-askorbik asitli bir ürünü Askorbil Glikosit’li bir ürüne göre daha kısa zamanda tüketmeniz gerekiyor.  

     C Vitaminin daha az bilinen ve kullanılan bir türü ile Sodyum Askorbil Fosfat. Bu çeşidi de L-askorbik asite göre daha yumuşak ve stabil olsa da onun da çözülebildiği pH derecesi 7 ve üzeri. Yani oldukça alkali. Cildi bu kadar alkali bir seviyeye getirmek onu kötü bakterilere karşı çok daha savunmasız bırakabilir. Özellikle cilt kuru yapıda ise.  

    C Vitamininin Cilde Faydaları Nelerdir? 

    C Vitamini, yoğun antioksidan özelliği ile cilde hücre düzeyinde zarar veren ve hızlı yaşlanmaya neden olan serbest radikalleri yok eder. 

    C Vitamini, ciltte fazla melanin (koyu renk pigmentler) oluşumunu engelleyerek hem var olan lekelerin rengini açar, akne sonrası oluşan lekelerle savaşır hem de yenilerinin oluşmasının önüne geçer. 

    C Vitamini, cildin gençliğinden sorumlu yapı taşı olan kolajen isimli proteinin korunmasına ve iyi çalışmasına yardımcı olur. Bildiğiniz üzere kolajen eksikliği ciltte kırışık ve sarkma olmasının ana nedeni ve cilt 25 yaşından sonra kolajen üretimini durduruyor. Daha da kötüsü ciltteki kolajen miktarı her sene %1 oranında düşmeye başlıyor. Bunu hızlandıran dış faktörler (kötü beslenme, hava kirliliği, stres ve en önemlisi güneş) ise %1’e ek olarak geliyor. Kolajen yapısını korumak için dışarıdan alınan kolajen desteği ciltte çok az miktarda kalabiliyor. Bu nedenle yapılabilecek en iyi şey (şu an elimizde var olan verilere göre) C vitamini desteği ile kolajen seviyesini korumak.  

    İşte tüm bu nedenler sizi de mutlaka cilt bakımında C vitamini kullanmaya yönlendirmeli! 

    Akne Sonrası Lekeler Neden Olur? Peki Akne Sonrası Lekeler Nasıl İyileştirilir?

    Akne Sonrası Lekeler Neden Olur? Peki Akne Sonrası Lekeler Nasıl İyileştirilir?

    Bu yazımızın iki ana konusu var. Cildinizde akne olduğu dönemlerde hem onu geçirmek hem de ardından iz kalmamasını sağlamak aklınızdaki iki farklı konu halini alıyor. Peki akne sonrası lekeler neden olur? Sadece sivilcenizi sıktığınız için mi? Cevap tabii ki bu kadar basit değil. Bazen çok dikkat edilmiş, hiç dokunulmadan geçmesi beklenmiş aknelerin ardından da iz kalabiliyor.  

    İşte Akne Sonrası Oluşan Lekelerin Nedenleri! 

    Enflamasyon Sonrası Hiperpigmentasyon: 

    Cildinizde oluşan enflamasyonu iyileştirmek için vücut çeşitli yollara başvurur bunlardan bir tanesi de melanin (renk hücreleri) üretimini çoğaltmaktır. Bunun sonucu bölgede hiperpigmentasyona dayanan lekeler oluşabilir.  

    Enflamasyon Sonrası Eritem: 

    Cildinizde akne sonrası kalan kırmızı, pembe ya da mora çalan izlerdir. Bu izler cilt yüzeyine yakın kılcal damarların aknenin iltihaplanması ya da sıkılması sonrasında meydana gelen zedelenme nedeniyle olur.  

    Akne Sonrası Çukurlar:  

    Aknenin iyileşme döneminde cildin kendini yeterince iyi tamir edememesinden ve kolajen dokusundaki kayıptan meydana gelir.  

    Akne Sonrası Lekeleri İyileştirmek İçin Ne Yapmalı? 

    • Düşük pH oranına sahip bir temizleyici kullanılarak cildin daha fazla irite olmasının önüne geçilmeli. 
    • Cilt düzenli olarak nemlendirilmeli ve kurumasına asla izin verilmemeli. Eğer halihazırda ciltteki akneleri geçirmek için bir ilaç alıyorsanız bu ilacın yan etkisi olan kuruluğu gidermek için mutlaka daha yoğun nem sağlayan ürünler kullanılmalı. (Hyalüronik asit, Salicornia, E Vitamini vs. gibi içerikler olan krem ve serumlar)
    • Antioksidan özlerle cildin kendini onarabilmesi için serbest radikaller giderilmeli. 
    • Meyve enzimleri ya da laktik asit içeren peeling ya da temizleyiciler ile cildin hazar görmüş üst katmaları arındırılmalı
    • C Vitamini içeren ürünler ile ciltte hiperpigmentasyon azaltılmalı ve kolajen üretiminin artması desteklenmeli. 
    • Cilt bariyeri yine nem ile korunarak cildin kendini iyileştirmesi desteklenmeli. Ayrıca kullanılan ürünlerin içinde seramid olmasına dikkat edilmeli.
    • Düzenli olarak SPF krem kullanılmalı.

    Roius Naturals ürünleriyle tanışmak için lütfen tıklayın.

    Sevgiler,

    Roius Naturals

    Gözenek Sıkılaştırıcı Öneriler

    Gözenek Sıkılaştırıcı Öneriler

    Gözenekler cildin doğal bir parçasıdır. 

    Cildinizde tüm kıl köklerinde (o kılları göremesek de) bir de yağ kesesi vardır. Böylece gözenek oluşur. Bu gözenek yağ ve ölü hücre ile doldukça gözenekler daha görünür olur. Ayrıca tıkanıklık içinde nefes almak için daha da genişler. Yaşlanma, kolajen azalmasına bağlı esneklik kaybı, az su içme, cildi az nemlendirme, hormonal değişimler ve unutulmaması gerekir ki genetik sebepler gözeneklerin daha genişlemesine neden olabilir.  

    Küçültmek için ne yapılabilir? 

    1. Temizleme: Makyajınızı mutlaka temizleyin. Meyve enzimleri, BHA, AHA içeren temizleyici / peelingler ile ölü hücreleri ve birikmeyi arındırın. 
    2. Nemlendirme: Yoğun nem veren Hyalüronik asit, Salicornia, E Vitamini içeren ürünler kullanın. Petrolyum, parafin, mineral yağ içeren gözenek tıkayıcı içeriklerden kaçının. Ayrıca bol su içerek içten nem kazanın. 
    3. Kolajen Üretimini Arttırma: C Vitamini ile kolajen üretimini destekleyin.
    4. Güneşten Koruma: SPF ile güneşten koruyarak kolajeni koruyabilirsiniz. 

    Sevgiler,

     

    Cilt Bakım Ürünlerinde Aktif İçerikler

    Cilt Bakım Ürünlerinde Aktif İçerikler

    #içerikçarşambaları’nda konumuz Aktif İçerikler. Birçok Instagram postumuzda ya da story’de aktif içeriklerden bahsediyoruz. Ama bazen aktif nedir, aktif varsa bunun bir de pasifi mi var? gibi sorularla kafalar karışabiliyor.  

    Aktif; bir ürünün içinde olan ve spesifik bir sorunu hedef alan içeriklerdir. Örneğin akne karşıtı bir ürünün içeriğinde salisilik asit ya da benzoyl peroxide olması gibi. Aktif içerikler arasında SPF türleri, A,C, E vitaminleri, antioksidanlar, hyalüronik asit, AHA türleri, BHA, çinko, sülfür, hidrokinon, seramid, niasinamid en çok kullanılanlar arasında. Bu içeriklere aktif denmesinin bir nedeni de haklarında dikkate değer bulgulara varılmış laboratuvar araştırmalarının bulunmasıdır. Cildiniz ile ilgili bir soruna daha hızlı ve belirgin bir sonuç vereceğine güvenebilirsiniz.  

    Pasif içerik yoktur ama inaktif içerikler vardır. Bunlar da bir film ya da tiyatro oyunundaki yardımcı oyuncular gibi asıl işi yapmasalar da aktiflere destek olurlar (mesela "esas kızın bir arkadaşı öyle bir şey ağzından kaçırır ki” gibi). İnaktifler, aktiflerin daha iyi nüfuz etmelerine yardımcı olurlar ya da nem tutmaya, daha iyi performans göstermesine veya yavaş emilime. Yani inaktif içerikler de oldukça önemlidir. O nedenle ürünler laboratuvar ortamında bilen kişiler tarafından doğru oranlarda, doğru aktif ve inaktiflerle karıştırılmalıdır. (bu noktada evde yapılan sebze, meyve, yoğurt maskelerini tekrar düşünmekte yarar var) 

    Çok karşılaşılan sorunlara ve onlara iyi gelen bazı aktiflere göz atacak olursak: 

    Yaşlanma: C, A, E Vitaminleri, antioksidanlar (hücre yenileme, anti-aging)

    SPF: Çinko oksit, titanyum dioksit, avobenzon, oksibenzon

    Kuruluk: Hyalüronik asit, E Vitamini, seramid

    Lekeler: (pigmentasyon) Kojik asit, C Vitamini, AHA türleri, BHA (salisilik asit), hidrokinon

    Akne: A vitamini (retinol), BHA, benzoyl peroxide, azelaik asit, niasinamid 

    Bu yüzden cilt bakımı önerilerimizde genelde, sonuçlarına güvendiğimiz aktif içerikleri öne çıkarmaya özen gösteriyoruz. 

    Bazı bitki ve meyve türleri (örneğin ayçiçeği, yeşil çay, frenk üzümü, nar çekirdeği, kuşburnu, Salicornia) içeriklerinde yoğun antioksidan ve vitamin bulundurdukları için ve cilt bakımında soğuk pres yöntemi ile etkilerini kaybetmeden kullanılabildikleri için sık sık önerdiklerimiz arasında yer alıyor.  

    Dünya çapında aktifler ve bitkiler üzerinde yapılan çalışmaları yakından takip ederek yeni bilgiler ışığında hem çalışmalarımızı sürdürmeye hem de sizlere bu bilgileri aktarmaya devam ediyoruz. Tüm cilt bakımı içerik postlarımızı #içerkçarşambaları hashtag’i altında bulabilirsiniz. Lütfen sorularınızı bize iletmeye devam edin! 

    Sevgiler,

    Roius Naturals