100 TL ve üzeri tüm siparişlerinizde kargo ücretsiz!
0 Sepetim
Sepete eklendi
    Sepetinizde 1 ürün var
    Sepetinizde 1 ürün var
    Toplam
    Alışverişi Tamamla Alışverişe Devam Et

    Paraben: Paraben, ilaç ve kozmetik sektöründe kullanılan koruyucu bir kimyasal maddedir. Yaygın parabenler, metilparaben (methyl), etil paraben (ethyl), propilparaben (propyl), bütilparaben (butyl) olarak sıralanmaktadır. Mikrobiyel oluşumu önlemek ve ürünün raf ömrünü uzatmak için kullanılan bu madde toksik oldukları bilinmesine rağmen oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Parabenler, hassasiyeti olan kişilerde egzamaya yol açabilir. Endokrin Sistemini etkileyerek hormon üretiminde olumsuz sonuçlara yol açabilir. Bebek ve çoçuklarda bağışıklı sistemi üzerinde çeşitli problemlere yol açtığı vakalar görülmüştür. Ciltte erken yaşlanmaya neden olabilir.  

    Likit Parafin, Parafin: Petrol türevi bir maddedir, mineral yağ (mineral oil) olarak da anılabilir. Maliyeti ucuz olduğu için kozmetik ürünlerinde kullanılan parafin ve likit parafin cildin kurumasına engel olur fakat cildin gözeneklerini tıkar hava ile temasını keserek cilde zarar verir, sivilcelenme, komedon ve siyah noktalara neden olabilir. Bu nedenle parafinin cildin nefes alabilmesi için kozmetik ürünlerinde kullanılmaması gerekmektedir.  Vazelin ve türevlerinde de sıklıkla parafin kullanılmaktadır. Vazelin cilt üstine uygulansa da kısa sürede emilen bu gibi maddeler karaciğere ulaşarak,toksin tortular bırakmaktadır. Parafinin cilt üzerinde bıraktığı yumuşaklık hissi aslında ciltten değil, parafinin dokusundan gelmektedir ve yanıltıcıdır. Ürün gün içinde ciltten arındığında geriye daha kuru bir doku bırakır. Bu da sürekli kullanma isteği uyandırır ve vücut için daha çok toksin miktarı demektir.  

    Parfüm: Parfümlerin kokusu uçuşarak yayılırken kimyasal değişim gösterir. Bu kimyasal değişim de ciltte reaksiyona neden olur. Bazı araştırmaların sonuçlarına göre nemlendirici, serum, vücut losyonu gibi cilt bakımı ürünlerinin içinde bulunan parfümler her cilt tipi için geçerli olmak üzere en hızlı ve en çok reaksiyon gösterdiğimiz içeriklerin başında geliyor. Cildinizde bu sorunlar bir anda gözle görülebilir olmasa da güneşin yaşlandırması gibi yavaş yavaş, üst üste katlanarak yaşlanmaya neden olur.  

    Petrol Türevleri: Tüm petrol türevi içerikler ciltte hızlı yumuşaklık hissi, nem gibi illüzyonlara yol açar. Bu maddelerin çalışma formülü cilt üzerinde bulunan ve cildin hava alıp, toksin ile beraber nemini atmasını sağlayan gözenekleri tıkamasıdır. Herhangi bir tedavi edici, iyileştirici, nemlendirici ya da yumuşatıcı özelliği yoktur. Düzenli kullanıldığında cildin kendi salgı düzenine zarar vererek kurumasına neden olmaktadır. (Vazelin, likit parafin, parafin ve petroleum yağlar, petrolatum da bu sınıfa girmektedir.)  

    GDO: Yabancı içeriklerde GMO olarak geçen “Genetiği Değiştirilmiş Organizma” (Genetically Modified Organism) ciltte egzama, akne gibi sorunların görülmesine yol açtığı söylenmektedir. GDO bağırsaklarda faydalı bakterilere zarar verdiği için özellikle çocuklarda alerjik reaksiyonların görülmesine neden olmuştur. Kullandığınız ürünlerdeki tarımsal içeriklerde GDO bulunabilir. Bu nedenle ürün etiketinde GDO bulunmaması yönünde ibare bulunmasına dikkat etmek önemlidir.  

    Nanopartiküller: Nanoteknolojide kullanılan nanopartiküller; “American Society for Testing and Materials (ASTM)”ın standart tanımlamasına göre partikül boyutları iki ya da üç boyutlu olarak 1-100 nm uzunluktaki parçacıklar olarak tanımlanmaktadır. Farklı özelliklerine göre farklı sınıflamalar bulunmakla birlikte basit olarak şu şekilde sınıflandırılabilir: 1. Karbon bazlı, 2. Metal bazlı, 3. Yarı iletken bazlı. Nanopartiküllerin zararları hakkında yapılan ilk gözlemlerde, solunum, kalp damar sistemi, kan pıhtılaşma sistemini etkilediği ve bu yolla her sistemde etkisini gösterebildiği, hatta akciğer kanseri ile akciğer üzerindeki zarın kanserini yaptığı deneysel hayvan çalışmalarında gözlenmiştir. Kalp, beyin ve akciğerlerin kendi damarlarında çok ciddi hasarlar oluşturduğu, bronşit, amfizem gibi hastalıklara da yol açtığı yapılan çalışmalarda ortaya çıkmıştır.