100 TL ve üzeri tüm siparişlerinizde kargo ücretsiz!
0 Sepetim
Sepete eklendi
    Sepetinizde 1 ürün var
    Sepetinizde 1 ürün var
    Toplam
    Alışverişi Tamamla Alışverişe Devam Et

    Sağlıklı Blog — neden terleriz

    Koltukaltı bakımım için neler yapmalıyım?

    Koltukaltı bakımım için neler yapmalıyım?

    Toplum içinde yaşayan bireyler için koltukaltı ve terleme konusu hakkında konuşmak çoğu zaman utanılacak, ayıp kabul edilen bir şeydir. İlk gençlik yıllarımızdan itibaren koku ve ıslaklık izlerinden sadece utanmayı öğrenerek büyütüldük. Ve maalesef geleneksel deodorantları bize sunanlar reklam kampanyaları ile bu utanma duygusunu desteklediler ve çoğumuz için bir fobiye dönüştürdüler. Böylece daha çok ürün kullanmış olduk. Gün içinde birkaç kere kullandık hatta.  Ama ne kadar çok kullansak da kokuyu sadece kısa bir dönem için perdeleyebildiğimizi gördük. Sonra kimyasalların da “değerli” katkıları ile koku gün içinde artarak geri geldi.  

    Schmidt’s Sağlıklı Blog’da daha önce yayınladığımız bir yazıda koltukaltı bakımı ve sağlıklı hijyen konusunda bazı önerilerimizi paylaşmıştık. 

    Fakat şunları özellikle hatırlamanızı isteriz. Öncelikle lütfen koltukaltınızın çalışmasını önlemeyin. Önüne bariyerler çıkarmayın. Çünkü vücudunuzun sağlık sigortası onlar. Terlediğiniz için utanmak, sağlıklı olduğunuz utanmak kadar saçma. Biraz özenle, ilgiyle ve bazı bakım tüyoları ile koltukaltı ile barışabilirsiniz. Mesela bu bölgeye herhangi bir yöntem ile epilasyon yaptıktan hemen sonra tahriş edici ürünleri direkt uygulamayın. Çünkü koltukaltı derisi zaten oldukça incedir ve çok hassastır. Ayrıca epilasyon sonrası cilt eksfoliye olacağı için gözenekleriniz de normalden fazla açılacaktır. Yani kullandığınız ürünlerin içindeki kimyasallar daha derinlemesine ter bezlerinize ve lenflerinize nüfuz edecektir. Ayrıca alkol cildinizi tahriş edecektir (o hissettiğiniz yanma hissi aslında hiç de sağlıklı değil yani). Koltukaltlarına 10 dakikalık bir dinlenme molası verin ve sonra ürün uygulayın. Ayrıca böylesi hassas bir bölgeyi bakımlı tutmak için daha yumuşak, krem bazlı ürünler tercih etmek sizi rahatlatacaktır. Bir de kıyafetlerinizin koltukaltı bölgesinde beliren sarı lekeler var. Bu lekeler antiperspirantların içindeki aluminyumun ter ile birleşmesinden meydana gelen kimyasal bir tepkimedir. Yani geleneksel deodorantları kullanarak sarı lekelerden kurtulmayı beklemek anlamsız olacaktır. Kimyasallardan uzak, terlemeyi önlemeyen ama sonuçları ile sonuna kadar savaşan, sağlığınızı herşeyin üzerinde tutan ve koltukaltı bölgesinin tahriş olmasını önleyen rahatlatıcı yağlar içeren krem bazlı Schmidt’s Deodorant iç açıcı kokuları ile size destek olmaya hazır!

    Koltukaltı Detoksu Ne Demek?

    Koltukaltı Detoksu Ne Demek?

    Koltukaltına detoks yapmak mı? Belki sağlıklı yaşam konusunda meraklı insanların vücutlarındaki toksinlerden kurtulmak amacı ile böyle bir akımı başlattıklarını duymuşsunuzdur. Ama tam olarak nasıl oluyor? 

    Anafikir geleneksel deodorantların birçok vücuda zararlı kimyasal madde içermesinden ve bu maddelerin özellikle koltukaltı ve lenf bezleri gibi en hasas bölgelerimiz için kesinlikle uygun olmamasından geliyor. Bir de bunu daha komplike hale getirmek için antiperspirant ürünlerin içinde ter bezlerini tıkamak maksadı ile konulmuş alüminyum var. Böylece vücudunuz terleme sayesinde düzenli olarak atması gereken zararlı maddelerden kurtulamayor. Hatta bu zararlı maddeler vücudunuzda depolanmaya başlıyor. İşte koltukaltı detoksu zararlı kimyasallar ve metaller içeren geleneksel deodorantlardan sağlıklı ürünlere ve çözümlere geçişi anlatıyor.  

    Peki koltukaltına detoks yapmak gerçekten işe yarıyor mu? Eğer yarıyorsa, kişinin vücudu bu dönemde nasıl reaksiyonlar gösteriyor? Gelin, vücudumuzun nasıl çalıştığına ve koltukaltı sağlığının önemine yakından bakalım.  

    1. Geleneksel deodorantlar kullanmanın riskleri var mıdır?

    Antiperspirantların riskleri hakkında iki taraf arasında süren tartışmalar ve anlaşmazlıklar olsa da sağlığa uzun dönemli zararları hakkında kesin bir yargıya henüz varılmış değil. Ama bugün her 8 kadından birinin meme kanserine yakalandığı ve bu teşhisler sırasında kansere maruz kalan meme dokusunda aluminyuma rastlandığı düşünülürse temkinli davranarak bu ürünlerin kullanılmamasını önermek yerinde olacaktır. Doktorların meme kanseri teşhisi koydukları hastalarına doğal ürünlere geçmelerini önermesi de bunun bir kanıtı olarak görülebilir. 

    Ama güzel haber antiperspirantları kullanmayı kestiğiniz zaman ter içinde ve ıslak kalacaksınız diye bir kural yok. Schmidt’s Deodorant’ın formülündeki bitkisel bazlı pudralar ıslaklığı anında absorbe eder, yani terleseniz bile vücudunuz kuru kalacaktır. 

           2. Doğal deodorantlara geçtiğiniz zaman neler olacak? 

    Kimyasal içerikli, geleneksel deodorantlardan doğal alternatiflere geçtiğiniz zaman vücudunuzda yaşanan değişimler resmi olarak bilim adamları tarafından henüz tam olarak ortaya konmadı. Ama bu değişimi yaşayan insanların ilk ağızdan deneyimlerini gözlemleyebiliyoruz. Tabii ki insanların metabolizmaları birbirlerinden çok farklı bu nedenle herkesin aynı deneyimi paylaşmasını bekleyemeyiz. Aldığımız geri dönüşlerde çoğu insanın hiçbir farklılık yaşamadıkları yorumunu aldık. Bazı kişiler geçiş sürecinin birkaç gün ya da hafta sürdüğünü rapor ettiler. Sonuç olarak geçiş sürecinin tamamlanması kişinin kendi vücut kimyası ile ilintilidir. 

    Bu geçiş süreci içerisinde aşağında saydığımız bazı değişimler yaşanabilir:

    • Terleme: Teori şöyle işliyor. Ter bezlerinizdeki tıkanıklar açıldığı zaman, tıkanmalar sırasında antiperspirant ürünlerin alüminyum içeriği nedeni ile depolanan ter dışarı salınacaktır. Bu dönemde terleme artmış izlenimi verebilir. 
    • Koku: Gözeneklerinizdeki tıkanıkları gidererek ter bezlerinizdeki aktivitenin artmasını sağladığınızda sisteminizde depolanan toksinlerden de kurtulmaya başlarsınız. Bu da kokuya neden olan birikmiş bakterinin atılmasını sağlar. 
    • Hassasiyet: Vücudunuzda biriken toksinlerin ve bakterilerin lenf bezlerinde salınması ile bazı kişiler hassasiyet yaşayabilir. Çünkü bu materyaller zaten metabolizmanızın tepki gösterdiği ve kurtulmak istediği zararlı maddeleridir. Uzun süre depolanma sonrası yoğun olarak toksin salınmasından gelen hassasiyet detoksun bir etkisi olarak karşılanmalıdır.  

    Belki geçiş süresi boyunca hiçbir uyum zorluğu ile karşılaşmayacaksınız, ama dönemsel olarak ufak değişimler yaşansa bile unutmayın detoks vücut için çok sağlıklı bir deneyimdir. Bu deneyimden elde edeceğiniz en önemli kazanç ise yıllardır kötü kokuya karşı verdiğiniz zorlu savaşın doğal ürüne geçtiğiniz zaman kendi kendine son bulacak olmasıdır.

    Bunun nedeni daha önce kullandığınız antiperspirant ürünlerin vücudunuzun salgıladığı bakteriler karşısında verdiği yetersiz tepkidir. Çünkü alüminyum orta derecede kokuya neden olan “Firmicute” ve “Staphylococcus” isimli bakterileri öldürmek konusunda başarılı olsa da bu sırada kendine geniş bir saha bulan “Actinobacteria” isimli güçlü bakterilere karşı yenik düşmesidir. Asıl kokuya neden olan Actinobacteria’nın, karşı savunmaya maruz kalmadan koltukaltında hakimiyet kurduğunu gözlemleyebiliriz. Yani antiperspirantlara yakından baktıkça doğal alternatiflere geçmenin önemi daha çok anlaşılabiliyor. 

    NE ZAMAN Terleriz?

    NE ZAMAN Terleriz?

    Aslında her zaman terleriz, çoğu zaman farkına varmasak da. Ekrin isimli vücudu kaplayan ter bezlerimiz her zaman aktiftir fakat terimiz cilt yüzeyine çıktığı anda buharlaşır ve haberimiz bile olmaz. Asıl soru apokrin denen ve koltuk altında bulunan bezlerin ne zaman çalıştığı.

    Çoğumuz için bunu tetikleyen dört genel neden vardır. 1. Egzersiz: Vücut daha çok çalışmaya başlayınca, vücut da dengesini korumak için bir o kadar suyu devridaim eder. Bu nedenle terlemeyi hep fiziksel aktivite ile birlikte anarız. 2. Koltukaltı bölgesinde havalanmanın az olması. Koltukaltını havalandıracak kanallar azaldığında içerideki havasız kalan alan bir mikro klima oluşturur. Bu da terlemeye sebeptir. 3. Stres: Evet, stres adrenalini tetikler böylece vücudun her bölgesinde hareket hızı arttığı gibi terleme fonksiyonumuz da hız kazanır. 4. İklim Şartları: Bunu da çok iyi biliyorsunuzdur zaten! Dışarısı ne kadar ısınırsa vücudunuz ısı dengesini korumak ve serinlemeyi sağlamak için o kadar su salgılar. 

    Size bu konularda bazı önerilerimiz olacak. Mesela koltukaltı bölgenizin hava kanallarını kesmemek için nefes alabilen kumaşlardan, vücudunuzu sıkmayan kıyafetler tercih edin. Sentetik kumaşlardan bu nedenle kaçınmalısınız. Strese girdiğinizde biraz yavaşlayıp vücudunuzun sakinleşerek fonksiyonlarını tekrar düzenlemesine izin verin. Biliyoruz bunları yapmak söylemek kadar kolay değil. Ama terlemeyi vücudunuzun stresten gördüğü tüm zararları hatırlatan bir alarm sistemi olarak düşünebilirsiniz. 

    NEDEN Terleriz?

    NEDEN Terleriz?

    Terlemek vücudunuzun ısı dengesini düzenleyen, biriken zararlı metalleri ve toksinleri atarak dolaşım sisteminin ihtiyacı olan tuz oranını koruyan detoksifiye edici harika bir mekanizmadır. Tüm bu aşikar yararlarını görünce aslında vücudumuz için vazgeçilmez bir sağlık kaynağı olduğunu fark edebiliyoruz. Ama yine de engellemeye çalışıyoruz. Çünkü size belki komplo teorisi gibi gelecek ama antiperspirant endüstrisi dev reklam kampanyaları aracılığıyla terlemeyi hep utanç duygusu ile bir arada sunmaktadır. Terleyen insan antisosyal kalır, sevilmez, hijyeni sorgulanır gibi senaryoları eminiz siz de gözlerinizi kapadığınızda hemen hatırlayabilirsiniz. 

    Size önerimiz, alüminyum içeren ve ter gözeneklerinizi tamamen tıkayarak vücudunuzun terleme fonksiyonunu yok etmeye çalışan antiperspirant deodorantlardan uzak durun. Bunun yerine alternatif bir çözüm deneyin. Mesela Schmidt’s Deodorant vücudunuzun terlemesini asla bloke etmez ama bitkisel pudramsı ajanları ile ıslaklığı absorbe eder ve kuru kalmanızı sağlar. Ayrıca koltukaltı bölgelerinizde yıllardır biriken toksinlerden kurtulmak için “koltukaltı detoksu”nun da önemini göz ardı etmeyin. Beslenme yollu detoks yaparak karaciğer ve böbreklerinizi toksinlerden arındırmak ne kadar önemliyse koltukaltı bezlerinin arındırılması da vücudunuz için o kadar gereklidir. Schmidt’s Deodorant’ların “koltukaltı detoksu” sayesinde vücudunuzda biriken toksinlerden kurtularak koku problemini kökten çözebilirsiniz. Böylece antiperspirant deodorantların yarattığı kısır döngüden de kurtulabilirsiniz. 

    TERLEMEK: Kim, Ne, Ne Zaman, Nerede ve Neden? 

    TERLEMEK: Kim, Ne, Ne Zaman, Nerede ve Neden? 

    “Çok terleme!” Eminiz bu lafı çocukluğunuzdan beri çok duymuşsunuzdur. Belki çocukken hastalanmamamız için önlem gibiydi, fakat terleme fobisi hayatımızın ilerleyen dönemlerinde hep kötü çağrışımlarla var olmaya devam etti. Ter sizde istemediğiniz bir ıslaklık bırakır ve çoğu zaman utandırıcı bir koku ve de leke… Bu da sizi her şeyden önce stresli ya da sinirli bir insanmış gibi gösterir. (O iş görüşmeleri öncesi yaşadığımız anlar, keşke yanımda başka bir gömlek daha olsaydı diye hayıflandığımız sunum günleri vs…). İsteğimiz hiç terlememektir. 

    Ama aslında terlemek vücudumuz için çok sağlıklı ve olumlu bir mekanizmadır ve durdurulmamalıdır. Ayrıca terlemenin de çeşitleri vardır. Gelin şimdi onlara biraz daha yakından bakalım! 

    TER tam olarak nedir? 

    Birçok insan terin sadece su olduğunu düşünür ama ondan fazlasıdır aslında. Evet, %99’u su ama kalan %1’lik kısmı da küçümsememek gerekir. Çünkü bu %1’lik oranın içinde karbonhidrat, protein ve üre bulunur. 

    İnsan vücudunda iki farklı ter bezi çeşidi olduğunu biliyor muydunuz? Bir çeşidi koltukaltının öncelikli olduğu 5 bölgede bulunur. Bir de tüm vücudu kaplayan ekrin isimli ter bezleri vardır. Bu bezlerin görevi, gün boyunca vücut ısısını dengelemek amacı ile cilt yüzeyine gözeneklerden su taşımaktır. Evet, durmaksızın, gün boyunca hep çalışırlar! 

    Diğeri ise en başta bahsettiğimiz gibi koltukaltı bölgesinde de bulunan cins yani apokrin isimli ter bezleridir. Apokrin bezleri daha yoğun bir ter salgılar. Bu ter de kabusumuz olan kokuya neden bakterileri içerir. Apokrin bezleri tüm vücudu saran ekrin bezlerine tezat yarı zamanlı çalışırlar.